baharat fiyatları ve osmanlı harbleri

baharat fiyatları ve osmanlı harbleri 

az Maruni ve Dürzi aşiret reisleri kadar acımasızlığa eğilin^ij Britanya Sefiri Stratford Canning İstanbul’a yeni dönm Lübnan’da 1845’ten 1860’a dek bir parçacık da olsa barışı yan kaymakamlık sisteminin başlatılmasında baş müzakerecf^ du. Olayların, Osmanlının gayrimüslim uyruklara karşı barbgj ğıyla ilgili olarak uluslararası topluluğun hararetini yükseltine^' bi bir etkisi oldu ki bu, Sefir’in Hıristiyanlığı yayma hevesini lijJ kete geçirdi. Tanzimat’ın genel olarak ilerleme göstermemesinde^ duyduğu hayal kırıklığıyla, Canning, Hıristiyan (Protestan) haldj, rını korumaya yönelik yeni edindiği bir Incil coşkusunun Örneg, olarak. Sultan Abdülmecid’i din değiştirmeye verilen cezayı kaldu. maya zorlamak için tam bu anı seçti. Bu coşkuyu, 1845’teku. düs’te bir Protestan kilisesi kurarak ve ardından imparatorlal-içinde bir Protestan milletinin tanınması için ısrar ederek sürdür, dü. Kırım Harbi öncesinde, özellikle Canning’in genç Sultan At-dülmecid’le çabucak yakın bir ilişki kurması da eklenince, Osman-lı sarayında Büyük Britanya’ya yönelik birikmiş öfkeyi tahmin etmek güç değildir.
Halep’te Ayaklanma
Arap vilayetleri bir vali tarafından yönetilmeye devam etti, ancak, 1844’ten sonra Şam’daki 5. Ordu’nun seraskeri (müşir) valilerin üzerinde bir yetki elde etti. Müşir Namık Paşa 1844-49 arasında bu yetkiyle hizmet etti. Özellikle İstanbul iki iktidar merkezini dilediği gibi birleştirip ayırma eğilimi gösterirken, askerivesı-vil yetki konusunda epeyce karışıklık baş gösterdi. 1852 taşra düzenlemelerinde valinin yetkilerinin iade edilmesiyle, ordu sivil yönetime karşı belirli bir bağımsızlık elde etti; bu, Kırım Harbi’yk kesintiye uğrayan bir eğilim oldu.
Dolayısıyla, Arap vilayetlerinde Tanzimat’ın aracı ordu oldu. Yerlilere göre, durum herhalde Mısır’ın işgalinden çok farklı oln»'
TANZİMAT'TAN KIRIM HARBİ'NE 443
jlıydı. Yönetimin niteliği, bütünüyle nizamiyenin niteliğine bağ-l,ydı- I843’ten önce, yetersiz sayıda nizami asker (15.000 ilâ 20 0 00 asker) olması yüzünden subaylar, redifleri ve Mehmed Ali ordusunun çoğu Arnavut olan firarileri gibi yerel düzensiz asker-|gfi ve her yerde hazır ve nazır başıbozukları kullanmak zorunda [(âldılar. 1843 düzenlemeleri 25.000 kişilik bir bölge ordusunu gevriyordu: 19.000 piyade, 4.000 düzenli süvari ve 72 topla birlikte
2.000 topçu. Bu, Anadolu ve Irak’tan alınan redif askerlerini denetim altında tutabilmek için karargâhını Halep’te kuran Namık Paşa’nm ordusuydu. Görünüşte, Arnavut çeteleri dağıtmakta başarılı oldu ve yerel aşiret reislerine şöyle söylediği belirtilir: “Eskiden, sizi boyun eğmeye zorlayamıyorduk. Ama artık güçlüyüz ve eğer boyun eğmezseniz, sizi... denize dökerim.”’^ 1845’ten sonra karargâhını yeniden Şam’a taşıyarak, ordunun yarısını Suriye ve Filistin’e dağıtıp kalan yarısını Şam’a yerleştirdi. Ordu hâlâ ancak
20.000 kadar askerden oluşuyordu; askerlerin ücretleri düşük, tedarikleri azdı. Had safhada mali sıkıntılar bu toprakları daha fazla denetim altına almayı önlemekteydi. Müşir Namık Paşa kumandasında 6. Ordu’nun Bağdat’ta kurulduğu 1849-50’den önce, Suriye’deki asker mevcudu İbrahim’in elinde bulunanın yaklaşık dörtte biri kadardı. Ne 5. ne 6. Ordu’nun bu dönemde ihtiyat kuvveti vardı. 6. Ordu, her birinde birer birlik olarak Bağdat ve Hicaz arasında ikiye bölündü.
1850’de Osmanhlar bu adam eksikliğine bir çare olması için askere alma uygulamasını Arap topraklarına da genişlettiler, ama bu Halep’te bir isyanı kışkırttı. 1843 ordu düzenlemelerini izleyen yıllarda pek başarıya ulaşmayan bir nüfus sayımı girişiminde bulunuldu. 1848’de, en son Kürtlerin arasında gördüğümüz Vali Mustafa Zarif Paşa’mn yönetiminde yeniden bir nüfus sayımı girişiminde bulunulduysa da, binlerce insan dağlara kaçtı. Halep’te 1850 asileri, tıpkı İbrahim’e yaptıkları gibi, şöyle haykırıyorlardı: “Biz asker vermeyeceğiz; baş vergisi ödemeyeceğiz.” 1850 Halep isyanının en önemli nedenlerinden biri, iltizam bakayalarını toplamaya, vergi toplama sorumluluğunu sivil yönetici ve mütesellim, Halep eşrafından Abdullah’ın elinden almaya yönelik bir Osman-
II gınşımıyıe ugmyuı. isyanın n.cnuısı muıucmeien varl lenlerce kışkırtılmış gibi görünür, ne ki ayaklanma çıktı ve Hıristiyan semtlerine yapılan saldırılara yol kerJik zorunluluğunun kaldırılmasını, mütesellim olargil''^'''’? lah’ın kalmasını ve ferde’n 'ın (Mısır baş vergisi) bir mülk' sine dönüştürülmesini talep eden asilerin eline geçti. Dis gayrimüslim imtiyazlarıyla ilgiliydi: Kilise çanları çakf, geçit alaylarında haç olmayacak ve Hıristiyan hanelerd^^j!^!^^'' man hizmetkârlar istihdam edilmeyecekti. İhtiyat birlikleri zaman, kentte düzen 3.000-5.000 can pahasına sağlanabilf^'*'^ rif Paşa derhal azledildi. Halefi başka askerlerle kente geldj sa süre sonra, 1850-51’de Vidin’in beceriksiz arabulucusu yeniden ortaya çıkacak olan Zarif Paşa’dan bile daha güçlük * kilde Tanzimat reformlarını dayattı. ^
Hatıratında Zarif Paşa Halep’teki deneyiminden şöyle sözed
1 848'de Halep valiliğine atandım. Çok mutlu oldum ve [| derin teşekkürlerimi ifade ettim. Buharlı gemiyle Rodos'a gittik, ( İskenderun'a vardık, karaya çıktık ve hayvanları hazırladık. Halep'eAıv takya üzerinden ulaştık. Kısa süre sonra Bağdat'a müşir atanacak Ha mık Paşa oradaydı. (Aldığı ilk talimatlar, nüfus sayımı yapmaktonbasla yarak, Gülhane Hatt-ı Hümayunu'ndan dokuz yıl sonra, Tanzimolie-formlarını Urfa'da uygulamaktı). Önce, iki tabur gönderdim. Sonra do sayım memurlarını. Aynı zamanda, iki süvari birliği ve 300 başıbozuklu Birecik'e gittim. Sayım tamamlandı, ama yerel (mali) kayıtlar ancakkıv men ortaya çıkarılabildi. Urfa ve çevresindeki köylerden ihtiyarlar veli derlerden 2.000 kişiyi topladım ve reformların kurumsallaştığınıilonet tim. (Kayıtların geri kalanlarını getirdiler; bunlar diğer yerel harcomolo-rı gösteriyordu. Ardından Zarif devlet adına bir vergi makbuzu düzenle di ve ihtiyarlar ve aşiret reisleriyle muafiyetler için pazarlığo girişti,)kot tanlar, saatler ve diğer hediyeler için 140.000 kuruş harcadım ve He lep'e döndüm... Bedeviler saldırmaya başladılar, ben de başıboztıkb la onları durdurdum. Bana İbrahim Paşa'nın Halep'te bıraktığı 30,OOC keseyi toplamam ve 14.000 kesesini Bağdat'taki (altıncı) orduya dermem emredildi. Ardından bakayaya kalan herkesin mülklerim''* mallarını müsadere etme emrini aldım. Bunu, askere alma emri
TANZİMAT'TAN KIRIM HARBI'NE 445
Arabistan [kendi kullandığı sözcük] asker vermek istemi'/ordu; geri kalanlara gelince, bunlar Halep eşkıyası. Abdullah Bey'in yalnız 4.000 kesesi vardı. [Yeni düzenlemeleri dayatma çabasının ortasında bir ayaklanma patlak verdi.) Birkaç hizmetkâr, polis ve birkaç muhafızla birlikte, atıma atlayıp huzursuzluk bölgesine hareket ettim. Üç ilâ bes bin kişi ellerinde silahla yoluma dikildi. "Yaklaşmayın, yoksa ateş açarız" dediler.
"Hey baksanıza, benimi" diye bağırdım. "Kim olursan ol, ateş açarız" dediler. "Öyle mi?" dedim, "O zaman haydi, ateş edin bakalıml" Adamların hepsi ateş ettiler.
İç kalenin önüne doğru çekildi ve muhafızlara kapıları kapatmalarını söyledi. Ardından, bir bölük asker topladı, fakat bunlar da hiç cephaneleri kalmadığını söylediler.
Onları geri gönderdim. Kışlaya haber gönderdim, ama o sırada her yerden ateş açıldı. Bana kışlaya hücum ettikleri ve askerleri öldürmeye başladıkları bildirildi. Çılgına döndüm ve atıma atlayıp kışlaya gitmeye kalbımsa da, beni tuttular. Bir Arnavut reiş olan Ömer Ağa diye biri, bana peşinden gitmemi söyledi ve bana kışlaya giden yolu gösterdi.
Kışlaya varınca, askerlerin birkaç topu hazırladıklarını, ama sadece 250 adamın mevzilendiğini öğrendi.
Asiler bunun ardından Hıristiyan mahallelerine saldırdılar.
Hiç seçeneği yoktu. Askerleri olmayan Zarif, Abdullah Bey’i çağırtmak ve bir sürü rica, minnet ve vaatle, bu isyana bir son vermesini istemek zorunda kaldı. Zarif, isyanın yukarıda sıralanan nedenlerini ancak o sırada öğrendi. Ertesi sabah, kalabalığın sayısı 40.000-50.OOO’e kadar çıkmıştı. 250 piyadesini ve iki süvari bölüğünü Hıristiyan mahallelerine gönderdi, ama bunlar hiçbir şey yapamadı. Kenti Abdullah’a ve ulemaya teslim etti ve gizlice takviye isteyerek, 20 gün saraya çekildi. Müşir Emin Paşa 3 piyade taburu, bir süvari alayı ve yaklaşık 500 başıbozuk gönderdi. Nizamiye askerleri kente yaklaşırken, kent sakinleri durumu haber aldı ve dükkânlar kapatıldı. Sonunda, 2.500 asker ve on topla isyan bastırıldı. Bunu izleyen üç günün çoğunda, pazar yeri
muharebe meydanı oldu. Zarif asilerin evlerini başlar,,^ Abdullah’ın evini ele geçirirken son derece cesur miic h% nizamiye askerlerine övgü yağdırdı. “Padişahım çok haykırdılar!” Üç gün içinde, 8.000 gülle atılmış amapçj^’^ yaramıştı. Askerler iyi hareket ettiler. Zarif, savaşanları t mek üzere 1.000 kese dağıttığını ileri sürüyordu. Hıristiy^ hailelerinden çalınan malların bazılarının iadesini istedi a'*'*' Bedevi karargâhına baskın yapıp 20.000 kadar koyun, d öküze el koydu. Her şey sona ermiş ve ticaret yeniden başjg tı. Ronsoloslar ve Hıristiyanlar teşekkür etmek için ziya^çj'*' geldiler. Halep’te asayişi korumak için 10.000 askere ihtiyjç|^^ olduğu konusunda onları uyardı. Konsoloslar bunun yenidendi' ma ihtimaline itiraz ettiler ve tazminat talebinde bulundular, Ky, tarma kuvvetleri geldi ve Zarif Paşa, aralarında İstanbul’a vat diktan sonra ölen Abdullah Bey’in de bulunduğu 150 esirle i)ij likte İskenderun’a gitmek üzere Halep’ten ayrıldı.20 Zarif Pa^ üslup sahibi bir yazar olmasa da, bu öykü kullandığı yöntemlet kadar kumandası altındaki kuvvetlerin yetersizliğini de onaya koyar. Yalnız Vidin’de değil, Kırım Harbi sırasındaki Rus-Oj. manii muharebelerinin can alıcı bir aşamasında Erzurum’da da yeniden ortaya çıkacaktı.
Zorunlu askere alma, 1861’e dek Halep’te tamamen uygulanamadı; Şam’da askere alma 1860’tan sonra yürürlükteydi, ama firar veya kendi kendini sakatlama yoluyla kent sakinleri kaçmanın bir yolunu buluyorlardı. Burada da, başka yerlerde olduğu gilıi, askerlik hizmetinden kaçmanın başta sayım sisteminden sorumln memurlara rüşvet vermek veya yerine gidecek birini bulmak şlıı oldukça kolay yollan olduğu ortaya -çıktı. Ferman-ı hümayunlat bunu pekiştirdi. Hem Arapça hem Türkçe yayımlanan bu fermanlar, 20 ilâ 25 arasındaki her 11 erkekten sadece birinin askere çağ-rılabileceğini teyit ediyordu. Sakatlar, tek erkek çocuklar ve öğrenciler askerlikten muaftı.^ı 1853’ten sonra, 1896’ya değin zorunla askerliğe direnen Cebel-i Havran Dürzileri dışında, askere ak artık yerel nüfus için çekişmeli bir mesele olmaktan çıkmışsa da, hoşnut olunmayan bir zorunluluk olmayı sürdürdü.
TANZİMAT'TAN KIRIM HARBİ'NE 447
jniparatorluğun başka yerlerinde güvenliği sağlamaya yardımcı Isıalan için gönderilen 5. Ordu’nun düzenli askerlerinin sayısındaki düşüş yüzünden asayişi sağlamak kaçınılmaz olarak güçleşti. jg53’te Suriye toprakları 10.000 gibi az bir sayıda nizamiye ve ba-ş,bozuk askerinin eline bırakılarak, 17.000 Suriye askeri Kırım (■ephesine sevk edildi. Bazı raporlara göre, 1860’ta Şam’daki Hıris-jjyan katliamlarından hemen önce Halep ve Şam’da konuşlandırılmış nizamiye askerlerinin sayısı toplam 4.000 kadardı. Ancak bu kadiamlarm uluslararası bir gürültü koparmasının ardındandır ki, İstanbul Şam’a fazladan 20.000 kişilik düzenli asker gönderdi.^2
Aynı şekilde, yukarıda betimlendiği gibi dolaysız vergi salma çabaları da Arap vilayetlerinde başarısız oldu. İltizam reform döneminin başından sonuna dek devam etti. Başlangıçta Osmanlılar kentlere özgü bireysel vergiyi, Mısırlıların zorunlu tuttuğu hiç hoşlanılmayan ferde’yı kaldırmayı düşündüler, ama Mısır’ın zorunlu tuttuğu oranın üçte biri düzeyinde yeniden konuldu. Halep’te gördüğümüz gibi, bu da sık sık isyanlara neden oldu. 1852’den sonra, Tanzimat ilkeleriyle daha uyumlu genelleştirilmiş bir mülk vergisine dönüştürüldü.
îlk olarak İbrahim tarafından kurulan, ama Tanzimat reformlarının da bir parçası olan yerel meclisler, birçok yürütme ve adliye işlevleriyle, bir danışma organı olarak hatırı sayılır ölçüde güçlendi. İbrahim’inkilerin tersine, yeni Osmanh meclisinde gayrimüslim topluluklar çok daha az temsil ediliyordu. Yerel Müslüman ileri gelenler ve ulema Suriye kaynaklarını varlıklı toprak sahiplerinin elinde birleştirdiler. 1852’den sonra meclisler valilerin yetki alanına iade edildiler ve temsil edilen çeşitli gruplar arasında ulaşılabilen işbirliği düzeyi onların etki derecesini belirlemeye başladı. Halep, Nablus ve nihayet 1860’ta Şam’da Hıristiyan topluluklara karşı Müslüman şiddeti, yalnız Osmanh Devleti’nin asayiş ve istikrarı korumadaki yetersizliğinin veya 1838 Baltalimanı AntlaşmasTnın dayattığı yeni uluslararası ticaret rejiminin yetersizliğinin belirtisi değildi. Aynı zamanda, eski kent düzeni ve milisler içindeki kargaşanın ve Tanzimat reformlarının gerek kentsel gerek kırsal toplulukların dengesi üzerindeki etkisinin işaretiydi.
luna boylarınaa Kus-usmamı rtarbının To^,
Tanzimat’ın ilanından kısa süre sonra Vidin’de veya t yundaki diğer kentlerde, Arap vilayetleri ve daha sonra] na’dakine benzer sorunlar baş gösterdi; bu sorunlar gerej^ ^ ^ tan gerek Prenslikler’deki gelişmelerle bağlantılıydı. Bulgaristan’daki toplumsal dönüşüm bu erken dönemde, lı-Avrupa sınırı olarak stratejik konumundan ve 1848’den,!’^’ sınır boyunca ortaya çıkan karışıklıklardan etkilendi. ^ Gördüğümüz gibi, 1826 Rus-Osmanlı Akkerman 802^^^ Sırbistan’a yarı özerklik vererek 1812 Bükreş Antlaşmasının gulanmasını taahhüt etmişti. Edirne Antlaşması (1829) birke^dj ha bu koşulu dayatıyordu. Ağustos 1830’da II. Mahmud, bölgen^ özerkliğini tanıdı, sınırı belirledi, Osmanlı toprak rejimini kaldn manın tazminatı olarak yıllık haracı saptadı, ülkede Osmanlı as. ketlerinin yerleştirilmesini düzenledi ve Miloş Obrenoviç’in Sırbis. tan’ın kalıtsal prensi olduğunu teyit etti. Müslümanların Sırbis. tan’a yerleşmesi yasaklandı. 1838’e gelindiğinde, yeni bir anayasa ilan edildi. Aradaki yıllarda, Belgrad’daki simgesel Osmanlı alayı ile Sırp hükümeti sıklıkla çekişmelere ve uzamsal ve “ulusal” batlar konusunda yeni pazarlıklara yol açtı. 1867’ye gelindiğinde,son Osmanlı askerleri Belgrad’dan geri çekildi.
Böylelikle Kuzeybatı Bulgaristan’da Tanzimat reformcuları ve askerleri, Sırbistan’da doğmakta olan bir ulus-devletin varlığmın yanı sıra, Eflak ve Boğdan Prenslikleri’nde meşrutiyetçilik ve birleşme heyecanlarıyla baş ediyorlardı. Buna ek olarak, gördüğümü gibi, 1827 Londra Antlaşması yabancı devletlere kendi dinsel cemaatleri adına müdahale etmek konusunda carte blanche\z^^ kart] veriyordu; onlar da gerek Arap vilayetlerinde gerek bu sınırda müdahale yetkilerini düzenli biçimde kullandılar. Gelgelelim, dış baskılar bu Avrupa-Osmanlı temas kuşağında eski ve yeni Os-Manlı rejimlerinin çatışmasını etkiledi. Fakat başlangıçta bu etin »mrlıydı. Beklenebileceği gibi Tanzimat reformcuları toprak dağı-Ktıını yeniden düzenlemek üzere önce timar sistemini yürürlükten ifaldırmayı hedefledikleri için, ilkin 1841’de Niş’de, ardından
baharat fiyatları
düzce kiralık daire : düzce kiralık daire kiralık daire : kiralık daire düzce merkez kiralık daire : düzce merkez kiralık daire düzce kiralık daire 1+1 : düzce kiralık daire 1+1 düzce eşyalı kiralık daire : düzce eşyalı kiralık daire düzce kiralık daire metek toki : düzce kiralık daire metek toki düzce kalıcı konutlar kiralık daire : düzce kalıcı konutlar kiralık daire düzce günlük kiralık daire : düzce günlük kiralık daire düzce emlak : düzce emlak düzce satılık daire : düzce satılık daire düzce satılık daire sahibinden : düzce satılık daire sahibinden düzce merkez satılık daire : düzce merkez satılık daire düzce satılık daire toki : düzce satılık daire toki düzce satılık daire kalıcı konutlar : düzce satılık daire kalıcı konutlar düzce satılık ev : düzce satılık ev düzce satılık dükkan : düzce satılık dükkan düzce satılık arsalar : düzce satılık arsalar satılık arsalar düzce : satılık arsalar düzce satılık arsalar : satılık arsalar sahibinden düzce satılık arsa : sahibinden düzce satılık arsa düzce günlük kiralık daire merkez : düzce günlük kiralık daire merkez sahibinden günlük kiralık daire : sahibinden günlük kiralık daire sahibinden günlük kiralık daire düzce : sahibinden günlük kiralık daire düzce düzce günlük kiralık daire : düzce günlük kiralık daire