bolu satılık daire ve mahşer bilgileri44

 bolu satılık daire


bolu satılık daire ve mahşer bilgileri44 sizlere en güzel yazıları yazan bolu satılık daire diyorki Frannie titrek bir nefes aldı ve ona söyleyip söylememeyi (j^ Söylemek istiyor, ama tepkisinden çekiniyordu.“Kadınların sağı solu belli olmaz,” dedi sonunda.“Doğru,” dedi Stu. “Ama akıllarından geçeni öğrenmenin ^ bulunur belki.”“Ne...” diye söze başladı Fran ve Stu, onu bir öpücükle susturdjj
Alacakaranlığın son demlerinde, otlar üzerinde yatıyorlardı osevişirken parlak kırmızı, yerini soğuk mora bırakmıştı. FranniekaL ' bulUt parçalarının gerisindeki yiidızJan görebiliyordu. Ertesi gün|j^ yolculuk için ideal olacaktı. Şansları yardım ederse Indiana’nındiğçf ' na doğru epey bir mesafe kat edebilirlerdi.
Stu göğsünün üstünde uçuşan sivrisineğe tembelce vurdu. Göm| v yakınlarındaki çalıların üzerinde asılıydı. Fran’inki üzerindeydi, düğmeleri açıktı. Kumaşa dayanan göğüslerine bakarak düşündü:itj|j şiyorum, henüz çok fazla değil ama fark ediliyor... en azından ben fj^ ediyorum.
“Seni uzun zamandır istiyordum,” dedi Stu, ona bakmadan. “Zjjjj anlamışsındır.”
“Harold ile sorun yaşanmasını istemedim,” dedi Fran. “Birde.,.” “Harold kendine özgü biri,” dedi Stu. “İçinde bir yerlerde iyiij, adam var, ancak biraz olgunlaşıp şekillenmesi gerek. Ondan hoşlanıynt-sun, değil mi?”
“Doğru kelime o. Harold’a karşı hissettiklerimi ifade edebilecek^ kelime yok.”
“Benim hakkımda ne hissediyorsun?”
Frannie, ona baktı ve istese de ona onu sevdiğini yüksek sesle söyleyemeyeceğini anladı.
“Hayır,” dedi Stu, Fran, ona karşı gelmiş gibi. “Sadece doğru elam yapmak istiyorum. Sanırım bu olanları Harold’ın bilmesini henüz iste® yorsun. Doğru mu?”
“Evet,” dedi Frannie minnetle.
“Sorun değil. Belli etmezsek belki kendi kendine halledebilir.Om Patty’ye bakarken gördüm. Yaşları da yakın.”
“Ona minnet borcun olduğunu düşünüyorsun değil mi?”
“Galiba. Ogunquit'te kalan son iki kişiydik ve...”
“0 sadece şanstı Frannie daha fazlası değil. Sırf şans eseri oluşan bir jgrum 'Ç'" kimsenin sana kendini borçlu hissettirmesine izin verme.”
“Haklısın.”
“Sanırım seni seviyorum,” dedi Stu. “Bunu söylemek benim için hiç ^oiay değil.”
“Galiba ben de seni seviyorum. Sana söylemem gereken...”
“Biliyordum.”
“Bana hapları niye bıraktığımı sormuştun.” Gözlerini ondan kaçıra-jjl; gömleğini çekiştirdi. Dudakları bir anda kupkuru olmuştu. “Bebeğe ;arar verebileceklerinden korktum,” dedi fısıltıyla.
“Bebeğe mi...” Durdu. Sonra onu kavrayıp kendine çevirdi. “Hamile Diisin?”
Frannie başını salladı.
“Ve kimseye söylemedin?”
“Hayır.
“Harold. O biliyor mu?”
“Senden başka kimse bilmiyor.”
“Vay canına,” dedi Stu. Yüzüne o kadar dikkatle bakıyordu ki Fran-nie korkmuştu. İki ihtimal düşünmüştü; Yanından anında uzaklaşacak (başkasının çocuğuna hamile olduğunu öğrendiği takdirde Jess’in şüphesiz yapacağı gibi) ya da ona sarılacak, endişelenmemesini, her şeyi kendisinin halledeceğini söyleyecekti. Bu şaşkın, yakından incelemeyi hiç ummamıştı. Haberi babasına verdiği akşamı hatırladı. Onun bakışları da Stu'nunkilere çok benziyordu. Keşke Stu’ya durumunu sevişmelerden önce anlatsaydı. Belki o zaman sevişmezler, Stu... nasıl deniyordu? Hasarlı mal olduğu için ondan faydalanmış olduğu düşüncesine kapılmazdı. Böyle rai düşünüyordu gerçekten? Frannie emin olamıyordu.
“Stu?” dedi çekinerek.
“Kimseye söylememişsin,” diye tekrarladı Stu.
“Nasıl diyeceğimi bilemedim.” Gözleri dolu dolu olmuştu.
“Doğum ne zaman?”
Stu, ona sanlcij ve tek söz etmeksizin her şeyin yolunda olcl^
Jattı. Ona endişelenmemesini veya her şeyi halledeceğini sö
onunla tekrar sevişti ve Frannie, kendini daha önce hiç olmadığı mutlu hissetti.
Çalılar arasında Kara Adam gibi koyu bir gölge halinde durnm, sizce onlara bakmakta olan Harold’ı ikisi de fark etmedi. Doyuma
Fran zevkten çığlık atarken gözlerinin kısılıp ölümcül üçgenlere döud 7 nü ikisi de fark etmedi.
İşleri bittiğinde zifiri karanlık çökmüştü. Harold sessizce uzaklaştı.
FRAN GOLDSMITH’İN GÜNLÜĞÜNDEN
Yalnız Kovboy sırrımı mümkün olduğunca, hiç olmazsa bir yereye leşene kadar kimsenin bilmemesi konusunda benimle aynı fikirdeydi.0 lorado olacaksa, orası olur, bana uyar. Bu gece bu duygular içindeyfe yerleşeceğiz deseler ona da itiraz etmezdim. Şapşal bir liseli kıza mı be ziyorum? Eh, bir kadın, günlüğünde bile şapşal bir liseli kız gibi davıaı mayacaksa nerede davranacaktı?
Yalnız Kovboy konusunu kapatmadan önce bir şey daha söylem gerek. “Annelik içgüdüm” ile ilgili. Böyle bir şey var mı gerçekten?Be evet. Muhtemelen hormonlarla ilgili. Birkaç haftadır kendimi farklıhi diyorum, ama hamileliğimin sebep olduğu değişiklikleri dünyada yaş? korkunç felaketin sebep olduklarından ayırt edebilmek çok güç. Am; kıskançlık (aslında “kıskançlık” doğru kelime değil, ama anlamca bul diğim en yakın sözcük bu) hissi VAR. Evrenin merkezine biraz daha laşmışlık hissi ve oradaki pozisyonunu koruma ihtiyacı. Bu yüzden' nal, mantığım diğerlerinin aldığı ufak dozlarda alırsam bebeğe hiçb ran dokunmayacağını söylemesine rağmen kâbuslardan daha büyt risk gibi görünüyor. Sanırım bu kıskançlık hissi biraz da Stu Redı
^ Her neyse, acele etmem lazım. Rüyalar ne getirirse getirsin uykumu l^aya ihtiyacım var. Indiana’da umduğumuz kadar hızlı ilerleyemedik, 'glldiart kavşağındaki korkunç trafik bizi yavaşlattı. Çoğu askeri araçlardı. İçlerinde ölü askerler vardı. Glen, Susan Stern, Dayna ve Stu mümkün olduğunca çok silah topladı... yaklaşık iki düzine tüfek, el bombaları ve evet dostlar, bir roketatar. Ben bunları yazarken Harold ve Stu roketatarın ateşleme sistemini çözmeye çalışıyordu. toptan baharat satış fiyatları 17-18 civarında roket var. Tanrım, lütfen kendilerini havaya uçurmasınlar.
Harold’dan bahsetmişken, HİÇBİR ŞEYDEN şüphelenmediğini belir-leyim günlük (eski Bette Davis filmlerinden bir replik gibi oldu, değil mi). Abagail Ana’nın grubuyla bir araya geldiğimizde söyleriz sanırım; daha fazla gizlemek haksızlık olur zaten.
Ama bugün, onu hiç görmediğim kadar mutlu ve neşeli gördüm. O kadar çok sırıttı ki suratı ikiye ayrılacak zannettim! Stu’nun tehlikeli roketatarı çözmek için ona yardım etmesini öneren oydu ve...
Geri geliyorlar. Daha sonra bitiririm.
Frannie derin ve rüyasız bir uyku çekti. Harold Lauder dışında herkes içingeçerliydi bu. Gece yarısından kısa bir süre sonra kalkıp sessizce Fran-nie’nin uyuduğu yere gitti ve ona bakarak bir süre başında dikildi. Bütün gün sıntmıştı, ama artık gülümsemiyordu. Bazen gülümsemesi kafasını çatlata-' cak ve durmaksızın işleyen beyni aradan dışarı sızacak gibi gelmişti.
Ağustosböceklerinin ötüşünü dinleyerek ona bakıyordu. Köpek gün-Imdeyiz, diye düşündü. Webster’s sözlüğüne göre 25 Temmuz ila 28 Ağustos arasında kalan döneme köpek günleri deniyordu. Kuduz köpekler sözde bu tarihler arasında çok yaygın bir.şekilde görüldüğü için bu ad verilmişti. Süveterini yastık yapmış, tatlı tatlı uyuyan Fran’e baktı. Sırt çantası lıemen yanındaydı.
Her köpeğin günü gelir Frannie.
Yere çökerken dizlerinden çıkan çıtırtı üzerine olduğu yerde dona-'aldı, ama kimse kıpırdamadı. Sırt çantasının kapağını açtı, ipini gevşett ''fince bir el fenerinin ışığını içinde gezdirdi. Frannie uykusunda bir
Jer mınldanmca Harold kaskatı kesilerek nefesini tutup bekledi. en dipte, üç temiz bluz ve bir yol haritası altında buldu. Telli bir
Defteri çekip aldı, ilk sayfasını açtı ve fenerin ışığını Fran’in sık son derece okunaklı eJyazısına tuttu
6 Temmuz 1990, Bay Bateman sonunda bizimle birlikte gelmem oldu...
Harold defteri kapatıp yanına alarak uyku tulumuna geri döndü ^ zamanların küçük çocuğu gibiydi, çok az arkadaşı (yaklaşık üç yaşin3^,|' dar bebek güzelliği kalmış, ondan sonra hep şişman ve çirkin olageln,i^j.| ama pek çok düşmanı olan, ailesinin önemsemediği -gözleri haya^^ Miss America/Atlantic City podyumundaki uzun yürüyüşüne baş^,^ olan Amy’den başkasını görmüyordu— teselliyi kitaplarda arayan, beyz^l takımına asla seçilmeyen, onun yerine Uzun John Silver, Tarzan veyapı,j. lip Kent rollerine bürünen, geceleri yatak örtüsünün altında el fenerinin aydınlattığı renkli sayfaları heyecanla irileşmiş gözlerle okuyan, osurai;. larının kpkusu içinde yatarken bu kahramanlar olduğunu hayal edenokii-çük çocuk; bu çocuk şimdi el feneriyle uyku tulumunun içine süzülerel Frannie’nin günlüğünü almıştı.bolu satılık daire sundu..