baharat fiyatları ve islam savasları11

baharat fiyatları ve islam savasları11

 szilere yine baharat fiyatları yazılarını yazarken çok çalıstı ve baharat fiyatları dediki Resûl-i Ekrem’in ilk çocuğu Kasım idi. Arablarda ilk çocuğuna ile kiinyeJendirme âdet olduğundan Hz. Peygamber (s.a.v.)’e de “Ebi Kasım” denildi. Bu sebepten künyesi Ebül-Kasım (Kasım’m bab; oldu. Hazret-i Peygamber, Ebûl-Kasım adıyla çağınlmasmdan h lanırdı. Ashab da kendisini bu isimle çağırırlardı. İbni Sa’ad’a gı Kasım iki sene yaşadı, Mekke’de vefat etti. Resûl-i Ekrem’in ço( lan içinde ilk ölen Kasım oldu.
Abdullah;

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hz. Hatice’den (r.a.) olma on çocuğudur. Hicretten, on bir sene önce Mekke’de doğdu (m, İç ay yaşadı. Küçükken öldü.
Peygamberimiz’in (s.a.v.) Mısırlı eşi Mâriye’den de İbrâhİE r oğlu olmuş fakat Hicret’in lo. yılında, henüz iki yaşına g n ölmüştür.
Resûl-i Ekrem, İbrahim’in dogumuntlnn t;ok menimin olmu!j, yedinci günü bir ziyafet vermiş, fukaraya sadaka dağıtmış, oğluna Hazret-i İbrahim'in adını takmıştı. Çünkü;
Resûl-i Ekrem’in, Hazret-i Hatice’den doğmuş olan erkek çocukları küçük yaşlarındayken ölmüşlerdi. Diğer zevcelerinden de evlâdı olmamıştı.
Ebû Rafi’nin zevcesi Selm.â, yeni doğan İbrahim’e süt annelik yapmıştı. Bııliarî, Ürıımü Seyfin İbrahim’i emzirdiğini bildirmektedir. Resûl-i Ekrem, süt anneye uğrar, İbrahim’i görür, okşar ve öperdi. İbrahim, Ümmü Seyfin evinde öldü. Hazret-i Peygamber, çocuğunun hastalığını duyunca, Avf oğlu Abdurrahmân ile onun yanma gitmiş, İbrahim’in ölüm pençesinde kıvrandığım görünce dayaıta-I ınamış ağlamıştı. Abdurrahmân:
-Yâ Resûlullah, ne yapıyorsunuz?
-Şefkat duygularım galeyana geldi!
Resûl-i Ekrem, oğlunun cenaze namazını kılmış, Abbâs oğlu EadJ, Zeyd oğlu Üsâme, Maz’un oğlu Osman, İbrahim’i mezarına indirmişti. İbrahim, Baki’ mezarlığına gömüldü.
İbrahim öldüğü zaman güneş tutulmuştu (ölümü Hicretir lo. yılı Rebiülevvel ayının onuncu günü). Halk, “Güneş d mateme katıldı!" deyince Resûl-i Ekrem:
- Güneş ile ay, Allah’ın âyet 1erindendir, bir fâninin ölümü y zünden tutulmazlar!
Diye hitapta bulunarak, Müslümanları böyle bâtıl itikaüard uzakJaştırmışlardı. (S. Buhari K. Libas b. a-Müslim saV K.Küsuf 1, 3, 6, lo, 2i).
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Kızları Hz. Zeynep (r.a.)
Hazret-i Zeyneb (r.a.) Resûlullah’ın (s.a.v.) ilk kızı ve ikin cuğu baharat fiyatlarıKızlarının en büyüğü Çocuk yaşta İslâm'la şereflenen iV kız Islâm’ın ve imanın kaynağı, sevgi pınarı babacığından a nlmayan çilekeş bir iman eri Annesinden aklığı üstün bir ile evi çekip çeviren, kocasına hizmette kusur etmeyen, b( nezaketli ve işini bilen asil bir hanımefendi
0, Mekke’de dünyaya geldi. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efend
/iatun’dıı. Efendimizin evinde bü>'ük bir heyecan vardı. Acab-mi kız mı olacaktı? Aile efradı merakla beklemekteydi. Çok o den bir kız çocuğu diinya>^ geldi...
Ümmü Gülsüm
Ummi) Gülsüm (r.a.), Resûlullah'ın (s.a.v.) üçüncü kızı m,.i müşriklerinin şiddetli ambargoları altında büyüyen çilekeş birg^ Annesi ve iki ablasının vefatlarını küçük yaşta gören sabır ve net sahihi bir iman eri Ablası Rukiyye (r.a.) ile kader çizgileri birb rine benzeyen ikiz gibi iki kardeş Her ikisi de iman ve edeb Hz. Osman’a (r.a.) nikâhlanarak onun:
“Zinnûreyn: İki nur sahibi”
diye unvan almasına vesile olan bahtiyarlardan.
O, Mekke’de bi’setten yâni Peygamberlikten önce doğdu. Kureyş. liler kendi aralarında;
“Muhammed’in kızlaıtian başka çocuğu olmuyor” diye konuşuyorlaıtlı. Ne söylediklerinin farkında bile değillerdi. Onlar kız çocuğu doğ, duğunda diri diri kumlara gömecek kadar câhiliyet içerisinde, mer^ hametsiz ve meymenetsiz, vahşi kimselerdi. Onların cehâlet ve vahşet hâllerini âyet-i cehle meâlen şöyle bildiriyor:
“Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş arak yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen müjdenin itüJüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu aşağılık duy-su içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün? km ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür’**
HTz. Rukiyye (r.a.) :
lazret-i Rukiyye (r.a.), Resûlullah (s.a.v.) efendimizin ikinci kızı l-Hicreteyn - “İki hicret sahibi” lâkabına mazhnr
iman eri Aile olarak kocasıyla ilk hicret eden muhacirlerden İslâm davası uğruna akla hayâle gelmedik eziyetlere ve çeşitli ibtilûlara maruz kalan ve o belâları sabırla geçiştirmesini bilen örnek neslin örnek insanları Peygamberimizin ilk vefat eden kızı.
Hz. Fatîma (r.a.);
Hz. Fâtıma, hicretten on üç sene önce, Mekke’de doğmuştu. Küçük yaşına rağmen, Peygamber efendimize yardım ediyor ve Knreyş kâfirlerinin işkencelerine karşı geliyordu. İleride teferruatlı bilgi verileceğinden burada kısa kesildi.
Oğlu İbrahim’in vefat etmesiyle bu fani dünyada erkek evlâdı kalmayan Peygamber efendimizin (s.a.v.) neslinin Hazret-i Fatımat-uz Zehra (r.a.) ve Hazret-i Ali (r.a.) ile devam etmesi bir İlâhî hikmet ve takdir gereğidir ki bu mübarek zatlardan da kutuplar dünyayı şereflendirmiş ve İslâm’ı ilanihaye yaşatmaya vesile olmuşlardır:
Hz. Haşan, Hz, Hüseyin, Hz. Muhsin (küçük yaşta vefat etti^ Bunlardan gelen nesillerle dünya aydınlandı.
Hazreti Ali (r.a.) ve Hz. Fatimetu-z Zehra’dan sudı eden mübarek kutuplar silsilesi (Bkz. sh. 154, 158 Ehl-i beyt imamları)
Yıl; Hicret’ten 2.3 yıl evvel. Fil Vakası’ndan 30 yıl sonra. Milâdî 599- Sahih oluna göre bi’setten on sene önce dolmuştur.
Hz. Ali, Pej'gamberimizin amcası EbuTalib’in (gocuklarından biri olarak dünyaya gelmiştir.
Annesinin rüyası
Haşimi soyundan Esed kızı Fatime, Ali’ye (r.a.) hamile iken bi rüya görür. E\i baştan sona nurla kaplanmış, her şey Kabe’ye secc ediyor bir vaziyette iken kendisine dört adet kılıç verilir. Bu kılıc^la dan biri gökyüzüne yükseliyor, biri suya düşüyor, biri de topraj Diğer kılıç ise Aslan oluveriyor. Ve öyle bir Aslan ki, onun heybet den bütün yaratıklar baharat fiyatları korkup kaçıyorlar. Bu durumu gören Fatim Esed dehşete kapılıyor, korkuyor. O anda iki cihan perveri Hz.' hammed Mustafa’yı (s.a.v.) karşısında görüyor ve mübarek elif sarılıyor, rahatlıyor.
Hz. Ali’nin annesi Patıma bint-i Esed, Kâbe’yi tavaf ederke den sancıları tutar. Kâbe’den dışarı çıkmaya mecali yoktur. ”Ya Rabbi bana doğumu kolaylaştır!” diye dua etti. Orada tavafta bulunan Abbas b. Abdulmuttalip ve Haşin larmdan birçoklan da tavafta idiler. Rivayet edenler der V den Beyt-i Şerifin duvarı yarıldı. Patıma gözden kayboldu. 1 içine koşanlar onu orada da göremezler. Tam 3 gün gözükn düncü günü kucağında Hz. Ali (r.a.) olduğu hâlde Kabe’de Kâbe’den çıktığında karşılaştığı ilk kişi Hz. Peygamber Cs
5 Hâkim Nişaburî. el-Müstedrek , 3/ 483 siyerü-1 Mustafa
Hz. Pey^iimbcr bu karçılnma sırasında Hz. AJi jd annesinin ku dan alarak bağrına bastı.'* Bu olay Peygamber in ona yönelik'^^^\ nın ve ona dönük özel yetiştirme sürecinin başlangıcı idi.
Kureyş'in asil aileleri bu kutlu doğuma çok seviniyorlar evlât olmasını bir iftihar vesilesi olarak görüyorlar.
Vine rivayet edilir ki: Hz. Ali eve getirildiğinde babası oğl^ yüzünü görmek ister. Fakat Ali eliyle mâni olur. Babasının sini tahrip eder. Annesine yaptığı bir iki hareketinin sertliği^çj' elinin ağırlığından annesi ismini Esed (Aslan) koymak ister, da Zeyd koy'mak istemektedir
Resûlullab, amcası Ebu Talib’in evine çocuğu görmek için gç
Çocuğu kucağına alır. Mübarek yüzüne gözüne yüzünü sürer. barok dilini diline değdirir.
Hz. Aliye (r.a.) bu ismin konulması ve isim babası Küçük Ali’yi, Resûlullab (s.a.v.) kucağına aldığında, “Adını koydunuz?” diye sorar.
Peygamber efendimizin (s.a.v.) amcası Ebu Talip:
- Eşim babasının ismi olan ESED’i (Aslan) uygun görmüş. Bunun üzerine peygamber efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
- Hayır onun adı Ali olsun, İkincisi de Haydar.
Ve o, kâinatın yaratılış gayesi olan Nebi-i Muteber, dilini Hz. Ali'nin (Küçük Ali'nin) ağzına verir ve şu duayı yapar:
fazilet, kuvvet sahibi olsun. Bütün değerleri nef. sinde toplasın."
Böylece Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ali’nin isim babası da olur.
Küçük Ali dünyaya gelir gelmez ilk gıdası annesinin sütü yerin ram-ı İlâhî olarak Resûlullab efendimizin (s.a.v.) kendi ağzına so p tiikrüklediği parmağı oldu. Ali, Resûlullab efendimizin ağzın diği mübarek parmağını emerek hayata merhaba der.
Rivayet edilir ki: Bir gün Resûlullab (s.a.v.) Harem-i Şerife ge /. Hz. Ali omuzunda idi. İnsanlar oturmuş pehlivanlardan bal morlardı. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdular:
“Bu omuzumdaki oğlum, sizin dediğiniz pehlivanla istün olacaktır. Yeryüzünde bunun eşi bir pehliva mcaktır. Sizin erkek aslan dedîffir»^-* —ı-'*
-“Yîi Muhilmmedi-l Emin! Biz seni akıllı, doftru sö/.lii sanırdık. Sen bir küçük çocuk için böyle şeyler söylüyorsun. Ona bu kadar güveniyorsun."
-“Siz bu söyltKİikleriıni unutmayın. Yıllar sonra bu çtıcuğu görün'.”
Yine rivayet edilir ki.
Peygamber efendimize (s.a.v.) Nübüvvet gelince ResOluUah efendimizle birlikte namaz kıldı. Ebu talip ses çıkarmadı. Annesi Fatimc, Ebu Talib’e şöyle dedi:
-Görüyor musun, Ali Muhammedü-1 Emin ile namaz kılıyor?
Bunun üzerine Ebu Talip şu karşılığı verdi:
-Biz onu Muhanımedü-1 Emiıı’e vermişiz. Onun yaptıkları haktır, doğrudur. Henüz masumdur. Muhammedü-1 Emin hangi dinde olursa Ali de onun dininden olsun, ayrılmasın.^
Enes b. Malik der ki, “Allah Resûlü peygamber olarak Pazartes günü, Hz. Ali de Salı günü namaz kıldı.”
Doğumdan sonra peyîçamberimize verilişi Bu yeni doğan çocuk, anne-babası ile amcasının oğlu olan 1 Peygaınber’in (s.a.v.) kucaklarında büyüdü. Hz. Peygamber sık amcasının evine giderdi. Hz. Hatice (r.a.) ile evlendikten sonra bu gidip gelmeler aynı sıklıkta devam etti.
Hz. Peygamber ona, başka hiç kimseye göstermediği üstü duygu ve sevgi seli ile yaklaşıyordu. Uyanıkken ona okşayıcı; söyler, onu göğsünde taşır ve uyutmak için beşiğini sallardı.
Uzun yıllar boyunca devam eden bu ilgi, herkesin dikkat ken bu büyük şefkat Hz. Ali’nin davranışlarında ve zihnî ya etkilerini göstermekten geri kalmadı. Hatta onun diline ve S' bariz belirtilerle yansıdı. Nitekim Hz. Ali (r.a.), Hz. Peygamb ile arasındaki sıkı yakınlığı şöyle ifade ediyor:
baharat fiyatları yazdı ve sundu..