baharat fiyatları ve islam savasları88
gün batımı oldu ben halen yazıyorum ve baharat fiyatları dediki Böylece Hz. Abbas, Talibi; Hamza, Cafer’i yanına alırken Peygamber (s.a.v.) de yanına Ali’yi (r.a.) aldı ve onlara şöyle de“Ben yüce Allah’ın size vermeyip benim için sizin üzeriniz, tiği kişiyi, yani Ali’yi seçtim.”^Böylece Hz. Ali (r.a.), amcasının oğlu Muhammed’in (s.a.v.) taşınarak onun gözetimine girdi. Kişiliği bu evde keskin hati belirmeye başladı. Ömrünün son anlarına kadar da Peygamb hiç ayrılmadı. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hz. Ali’ye (r.a.) v önem, ekonomik bunalım dönemi ile sınırlı kalmadı. Bu da bi Peygamber’in başka bir şeyi amaçladığını baharat fiyatları gösterir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) onu kendi gözetiminde, önünde ej özel yükümlülükleri için bir şekilde hazırlamak istiyordu. Bu mişlik sayesinde Hz. Ali (r.a.) Son Peygamber’in şeriatını kor ilişkin büyük bir İlâhî fonksiyonu gerçekleştirme imkânını ek çekti. O İlâhî fonksiyon ki, yüce Allah onun için yarattıkları hayırlısı ve kullarının en seçkinini görevlendirmişti.
İşte böylece yüce Allah, Hz. Ali’nin (r.a.) çocukluğunun neminden itibaren Hz. Peygamber’in (s.a.v.) kanatlan altır şamasını irade etti ve bu irade de gerçek oldu. Bu ortamda Peygamber’in sevgisinden, şefkatinden nasiplenecek, güzel ah /e yüksek meziyetlerinin örneklerini kişiliğine aktaracaktı.
Hz. Peygamber (s.a.v.) de ona sevdiği bir oğluymuş gibi da ', Hz. Peygamber’in (s.a.v.) etrafında cereyan eden bütün ga ■meleri onunla birlikte yaşadı. Çünkü gün boyu tüm hâlleri
n bir avnlmıvr»rrlıı 9
Hz. AJi’nin (r.a.) hayatı ik> ilgili «jlavak tarihin önümü/.e koydu&tt bilgiler, Resûlullah’tan (s a v.) alntiîf olduğu her türlü eğiliminin meyvelerinin kıyamete kadar dal budak veıerek serpilip gelişeceğidir.
Hz. Ali’nin, ahlâk abide.si Hz. Peygamber’den azami derecede etkilendiği muhakkaktır. İslâm'ın yücelttiği ve Hz. Peygamber'in kişiliğinde yansıttığı ahlâkî değerlerin onun düşüncesinde ve hayatında da canlı bir şekilde yaşadığını görürüz.
Kuşku yok ki, Hz. Peygamber, seçkin arkadaşlarının hepsinin hayalında köklü değişimler ve etkiler meydana getirmiştir ancak çocukluğundan itibaren Hz. Peygamber’in en yakınında Imlunan ve İslâm davetinin her aşamasını yakından takip etme imkânına sahip olan Hz. Ali’nin kişiliği ve duygu dünyası üzerinde meydana getirdiği etkiler çok daha farklı olmuştur.
Mutarrif bin Abdullah’tan, o da İmrân bin Husayn’dan (r.a.) rivayetle,
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu;
“Ali bendendir, ben de ondamm”*”
Hz. Ali (r.a.) dünyaya teşrif ettiklerinde Kâinatın EfendisVrı (s.a.v.) henüz nübüvvet gelmemişti ve 30 yaşındaydı. Hz. Ali der V O (s.a.v.), her gün bana huylarından birini öğretir ve ona uymai buyururdu. Her yıl Hıra Dağı’na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onuk görürdüm, başkası görmezdi.
Hz. Ali’ye izafe edilen diğer isimler şunlardır:
AJi b. Ebi Talip, b. Abdulmuttalip b. Haşem b. Abdi naf el Kureyşi el Haşimi.
1-Ebu-1 Hasen : Haşanın babası.
2-Ebu-I Hüseyin: Arap yarımadasında o zamanlar biı nek vardır. İnsanlara hitap edildiği zaman çocuklarının isn’’ nur ve onun babası diye hitap edilirlerdi.
3-Haydar: (Aslan). Yiğitliği, kararlılığı, gözü pekliği simi
4-Şahı Merdan : Hz. Ali’dir. Bu isim de yiğitler yiğiö ier bilgesi Hz. AJi anlamında kullanılır.
5-Serpihaıı : Yardımcı can, yardımsever can.
6-Kerrar : Muharebede düşmana defalarca hücum ı
7-Emirü-I Nahl. Ebü-r Reyhaneyn; İki reyha
İlilhiyye’ye gösterdiği tam rızâdan dolay ri]m iştir.
9- Esedüllah ; Allah’ın Aslanı
to- Turnalar Şahı Hz. Ali’dir; Hz. Ali’nin sesinin zının çok güzel olduğu ve kulağa hoş geldiği anlamında.
11-Emirü-1 Müminin: Müminlerin emiri.
12-Şir -i-yezdan’dır ve Allah’ın arslanı anlamında kul)
13-Bab’ıl İlim : İlim Kapısı.
14-$ah-ı velayet : Evliyaların şahı.
15-Serdar-ı Evliya : Evliyaların başı gibi isim ve unva^, sahip idi
16-Kerremellahu veçhe: (Allah yüzünü keremlendirsin), ç.
çekten de Hz. Ali (r.a.),
a)Asla putlara tapmamış,
b)Hz. Fatıma’ya dik bakmamış,
c)Kendi vücuduna (bacak arasına) hayasından hiç bakniat^, bir hayâ abidesi idi.
17- Ebıı-t Türab: (Toprağın babası). Ayrıca mütevazıhk, türlü bencillik ve kibirlilikten uzak olmak, basit bir deyim ile yer mak, kendisini halk için herkesten daha alçakgönüllü demeye de' rap olmak adı verilir.Hakikat kapısının dört anasıra göre karşılığı Türab olmak, ermektir. Toprak her şeyi karşılıksız verir, karşılıksız alır. Her man ayaklar altındadır yani en alçakgönüllüdür. Herkes tarafın çiğnenmiş olmasına rağmen kimseye dert yanmaz. Herkese hoşj ile sevgi ve şefkat ile yaklaşır. Toprak cömerttir. Toprak berekı Toprak, onla başlayıp onla bitmektir, (bkz. sh, 56)
Hz. Ali’nin (r.a.) Künyeleri“Ebü’l Haşan” ve “Ebû Türâb”dır. Hz. Muhammed k drine, toprağın babası anlamına gelen “Ebû Türab” künyesin üşlerdi. Bu yüzden, bu künyeyi çok severlerdi. Ebü Türab \ kâyesi ileride gelecektir.Küçük yaşlardan itibaren Hz. Peygamber’le birlikte olma
Zira Peygamber efendimiz (s.a.v.) doğmadan babasın», a\lı yaşındayken annesini ve sekiz yaşındayken de hamisi olan dedesini kaybetti. Bundan sonra evleninceye kadar hayatını KV>u Talib’in evinde geçirmiş, Ebu Talib’in hanımından özel bir ilgi görmüş, onu annesi kabul edecek kadar kendisine saygı duymuştur.
Hz. Peygambcr’in evlendikten sonra maddi dvırumu bozulan amcasına katkı sağlamak amacıyla Ali’yi evine alması ve oıtun bakımım üstlenmesi bu iyi ilişkilerin göstergesidir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) ile Ebu Talip oğlu Hz. Ali (r.a.) arasındaki ilişki yakın akrabalık bağı ile sınırlı değildir. Bu ilişki son derece derin, fikrî ve duygusal bir ilişki olarak kendisini gösterir.
Peygamberimize Nübüvvetin gelişi ve ilk iman edenler flazret-i Ali (r.a.) on yaşlarına geldiğinde dünya yeniden şekil lenecek, insanlık yeniden doğacak, kâinat yeniden tanzim edilece ve güneş bir başka doğacaktı. Zira Kâinatın Efendisi görevle tavî edilecekti.
Ortalama 4 yıl sonra Allah Resûlü’ne ilk ayet nazil oldu. Peygamber efendimiz (s.a.v.) her gün ibadet, zikir ve tefek" için dağlara çıkar, uzun saatler kalır, sonra dönerdi. Yine öyle gündü. Hıra’daki mağarada inzivada iken birden bir ses, (C AJeyhisselâm’ın sesi),
“İkra: Oku!” diye sesleniyordu. Resûlullah (s.a.v.) bu du> ses karşısında hayretle,
“Ben okuma bilmem, ne okuyayım?” diye sorar. Cibrili E “İkra bismi rebbikellezi helâk. Helekel insane men alak. rebbükel ekremü” İla ahir.
Bu hâdiseden sonra peygamber efendimiz evine gelmişi rer hâldedir:
“Beni örtün, beni örtün!” demişti. Hz. Hatice (r.a.) heı ^erine getirmişti.
Hazret-i Hatice (r.a.) bu vahiy olayını ilk kez Varaka nJatır. O da bu gelen zâtın;
Ayetleri inmeye baj?l;ıdı. Ebıı Amr (r.a.) ve diğerlerin ir, 'V tine göre;
“tkru bismi rabbike...” ayeti indiği zaman Nübüvveı “Müdassir Sûresi” indiğinde ise Risalet gelmiştir.'-' Böylece ResûluIIah (s.n.v.) 40 yaşında iken kâinatın bek)
müjde ile gelmiş ve kâinatın nur lambaları yanmaya başlan^,^ sanlık cahiliy’e karanlığından kurtulmaya başlamıştır.
Peygambere gelen Nübüvvet ilk kez Hatice Vâlidcth-bildirildi.